EPDK BAŞKANI HASAN KÖKTAŞ: "AKARYAKIT SATIŞ FİYATLARININ BİRBİRİNE ÇOK YAKIN SEYRETMESİNDEN KAYNAKLI OLARAK BU PİYASADA YETERİNCE REKABETİN OLUŞMADIĞI YÖNÜNDE KAMUOYUNDA YAYGIN BİR KANI VARDIR."
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, akaryakıt satış fiyatlarının birbirine çok yakın seyretmesinden kaynaklı olarak bu piyasada yeterince rekabetin oluşmadığı yönünde kamuoyunda yaygın bir kanı bulunduğunu kaydetti.
Enerji Petrol & Gaz Gazetesi tarafından İstanbul'da düzenlenen "Enerji Günleri Konferansları"nın açılışında konuşan Köktaş, Türkiye akaryakıt piyasasının 2007 yılında 50 milyar YTL satış büyüklüğüne ulaştığını belirterek, bir önceki seneye göre satışlarda yüzde 10, ekonomik büyüklükte ise yüzde 23'lük artış kaydedildiğini söyledi.
Köktaş, Petrol Piyasası Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten bugüne yapılan çalışmalar hakkında bilgi vererek, bugüne kadar 14 bin 800'ün üzerinde bayilik, 4 bin 800 kadar taşıma lisansı kapsamında olmak üzere toplam 20 bin şirketin lisanslandırılması çalışmalarının sonuçlandığını anlattı.
Ulusal marker uygulaması kapsamında 2008 Mayıs ayı sonuna kadar yaklaşık 27 milyon metre küp akaryakıtın ulusal marker ile işaretlendiğini aktaran Köktaş, "Petrol Piyasası Kanunun sonrasında şirketlerin yeniden kayıt altına alınması, ulusal marker ve yazarkasa gibi uygulamalar ile piyasa denetimlerinin kayıt dışı faaliyetlerin azalmasında önemli etkileri olmuştur" dedi.
Köktaş, LPG piyasasının daralmakta olan bir piyasa olarak algılanmasına karşın 2008 yılında 3,5 milyon tonun üzerinde yurt içi satış gerçekleşmesini beklediklerini, şu anda sektörde 7 bin 310 lisans sahibi şirketin faaliyet gösterdiğini belirterek, önümüzdeki dönemde LPG piyasasına yönelik bazı önlemler için mevzuat değişikliği gerektiğini, bu süreçte sektör temsilcilerinin tek ses olmasının önem taşıdığını vurguladı.
KAMUOYUNDA YANLIŞ ALGI VAR
Son aylarda özellikle dünyadaki petrol fiyat artışlarına bağlı olarak Türkiye'de de akaryakıt satış fiyatlarının sürekli yükselmesinin kamuoyu ve medyada sektöre yönelik eleştirileri artırdığını ifade eden Köktaş, şu anda Türkiye'de petrol piyasasının "toptan kaçakçı" olduğu yönünde son derece yanıltıcı bir algı oluştuğunu kaydetti.
Hasan Köktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sorunu adlı adıyla tespit etmek gerekirse bilhassa bazı basın yayın organlarında yer alan ve nalıncı keseri gibi hep aynı şekilde yontulan haberlerin de etkisiyle bütün bir akaryakıt sektörünü kaçakçı, yasa dışı yollara sapmış insanların faaliyet gösterdiği bir sektör gibi gören algı maalesef daha da güçlenmektedir. Bu olumsuz tabloya ilave edilebilecek bir diğer husus şudur; bugün ülkemiz genelinde akaryakıt satış fiyatlarının birbirine çok yakın seyretmesinden kaynaklı olarak bu piyasada yeterince rekabetin oluşmadığı yönünde kamuoyunda yaygın bir kanı vardır. Eğer bu sektörün hangi aşamalarında nasıl bir rekabet yaşandığı konusu doğru araçlar ve etkin mesajlar ile kamuoyuna iyi bir şekilde anlatılmaz ise yıllardır kaçakçılık baş ağrısından bir türlü kurtulamayan bu sektörün bu kez ortak hareket ederek tüketiciye mağdur ettikleri gibi, yeni suçlamalarla karşılaşması mümkündür."
EPDK olarak bu yanlış algılamaların değiştirilmesi için her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını dile getiren Köktaş, ancak burada asıl olarak sektör temsilcilerinin kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.
"SÜREKLİ BİR DİYALOG KURULMASI İÇİN ÇABA GÖSTERİYORUZ"
Köktaş, enerji sektöründeki mevzuatlar ile düzenleyici kurumların kararlarında sahada uygulanabilirliğin ve piyasada yaratılan mali etkilerin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, bu çerçevede sektör temsilcileri ile sürekli bir diyalog kurulması için çaba gösterdiklerini bildirdi.
Benzin ve motorin spesifikasyonlarındaki geçiş dönemi, 10 numaralı yağ gibi alanlardaki düzenlemelere değinen Köktaş, şunları kaydetti:
"Geldiğimiz aşamada sektörümüzde gözetim ve denetim faaliyetleri sonucunda icrası için lisans gerektiren faaliyetlere yönelik akaryakıt dolaşımının büyük ölçüde kontrol altına alındığını memnuniyetle ifade etmek isterim. Ancak lisanslı faaliyetlere ilişkin denetimlerin etkinleşmesiyle birlikte yasa dışı faaliyetler kullanıcı kisvesi altında sürdürülmeye çalışılmaktadır. Kurum olarak bu yönde tespit ve cezalandırmalarımız da sürmektedir. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde denetim çalışmalarını lisans kapsamında olmayan depolar ile kullanıcı düzenekleri üzerinde yoğunlaştırmayı hedeflemekteyiz."
Köktaş, kurum çalışmalarında önümüzdeki dönemde akaryakıtın piyasaya arzı ve dolaşımındaki dolaylı ve dolaysız engellerin ortadan kaldırılması hususlarının önem kazanacağını belirterek, petrol piyasasında ticaretin malın fiziken taşınmasını gerektiren mevcut yapıdan hızla uzaklaşarak senetle işlem yapılmasının ve nihayetinde petrol borsası oluşturulmasının gerektiğini kaydetti.
"KAÇAK AKARYAKITIN SADECE MARKERA BAĞLANMASI TEHDİT UNSURU"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker de, dünya enerji talebinin 2030 yılına kadar yüzde 50 artmasının öngörüldüğünü ifade ederek, Türkiye'nin, arz güvenliğinin büyük önem kazandığı bu dönemde üretici ve tüketici ülkeler arasındaki konumunu iyi değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Parseker, akaryakıt ve LPG sektörünün, ülke ekonomisine ve istihdama katkılarının yanı sıra en fazla dolaylı vergi sağlayan sektörler olduğunu aktararak, sektörün hukuki çerçevesinde bazı iyileştirme ve değişimlere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Şimdiye kadar yapılan düzenlemelerle kaçakçılıkta azalma olmasına karşın, yüksek vergi oranlarının kaçakçılığa olan eğilimin ortadan kalkmasına imkan tanımadığını dile getiren Parseker, "Kaçak akaryakıtın sadece markera bağlanması sektör için bir tehdit unsurudur. Bu konuda çalışma yapılması şarttır" dedi.
Parseker, vergisel kayıpların ve haksız rekabetin önlenmesinin enerjide kalorifik değerlere göre düzenlenecek bir vergi politikasının geliştirilmesine bağlı olduğunu aktararak, Türkiye'nin enerji politikasını, bir devlet politikası haline getirerek stratejik temele oturtması gerektiğini söyledi.
(ansesNet) 04/07/2008