ansesNet Haber Ajansı









Haber arşivimiz
 

ANSES HAFTALIK BÜLTEN
23 Haziran  -  29 Haziran 2008

GÖRÜNÜM
Türk milli takımının Euro 2008'de iz bırakan performansının ardından Türkiye  yeniden gerçek gündemine hızlı bir dönüş yaptı. AKP kapatma davası süreci daralırken siyasi atmosferin giderek gerilmesi, "Atatürk devrimlerinin toplumda travma yarattığı" tartışması, komuta kademelerinde gerçekleşecek önemli değişiklikler öncesi TSK ile ilgili iddialar ve Genelkurmay'ın sert tepkisi, makroekonomik verilerdeki olumsuz gidiş ve Başbakan Erdoğan'ın reel faizdeki yükselişi kapatma davasına bağlaması öne çıkan konuları oluşturdu.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) kapatma davası ve rum azınlıklarla ilgili iki raporu,Anayasa Mahkemesi'nin CHP hesaplarında usulsüzlük saptaması, yüzde 20'nin üzerindeki elektrik zammı ve 9. Cumhurbaşkanı Demirel'in, iktidara yönelik,"Altından kalkamadığınız işleri başkasının sırtına yıkmayın.Altından kalkamıyorsanız bırakın gidin, altından kalkabilenler gelsin" sözleri de önemli gelişmeler olarak kaydedildi.

ANKARA'DA GERGİN SİYASET
AKP kapatma davasında bir ay içinde gerçekleşmesi beklenen karar aşamasına yaklaşıldıkça AKP'de ve genel siyasi ortamda oluşan stres, travma tartışmasıyla derinleşti. MHP lideri Bahçeli'nin Anayasa Mahkemesi'nin kapatma davasında alacağı karardan emin bir şekilde AKP'ye dönük öneri ve tavsiyelerini sürdürmesi, Başbakan Erdoğan'ı çok kızdırdı. Kapatma davası sonuçlanana kadar TBMM'yi çalıştırma kararı alan AKP grubuna hitabeden Erdoğan, Bahçeli'nin,"Başbakan bir bilen olarak kenara çekilsin" sözüne karşılık "Milletin yüzde 47 oy verdiği bir partiye ve liderine bu tür gayrı meşru teklifler yapmak ne milli, manevi değerlerimize sığar, ne evrensel demokratik değerlere... Bunun adı açıkça mezar soygunculuğuna tevessül etmektir" yanıtını verdi.AKP'li Fırat'ın New York Times'a verdiği demeçte, Atatürk devrimlerini kastederek "Türk toplumuna travma yaşatıldı, bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri söylendi, dinsel yolları dağıtıldı" sözleri de büyük tepki çekti. TBMM Başkanı Toptan, gazetecilerin soruları üzerine "Biz, Atatürk devrimleri sayesinde bugünleri yaşıyoruz" derken, CHP ve MHP'den gelen tepkiler gerginliği artırdı. CHP,"Mustafa Kemal'in en büyük eseri olan Cumhuriyet'i rotasından çıkartmak istiyorlar. Mustafa Kemal'in aydınlama devriminden rövanş almak istiyorlar." tepkisini verirken, MHP, Fırat'ın, "1920'lerdeki bu devletin kuruluşuna, ilkelerine karşı mücadele eden yabancıların sözcülüğüne soyunduğunu" öne sürdü.

GENELKURMAY'DAN LAHİKA VE DAĞLICA İDDİALARINA YANIT
Ağustos ayı başında  komuta kademelerinde yaşanacak önemli değişikler öncesinde TSK ile ilgili olarak ortaya atılan iddialara Genelkurmay sert açıklamasıyla tepki verdi. Cumartesi gecesi Genelkurmay Başkanlığı'nın Web sitesinde yayımlanan açıklamada Taraf gazetesinin ileri sürdüğü "Lahika" adıyla anılan Bilgi Destek Planı ile siyasetin yönlendirilmeye çalışıldığı iddiası ikinci kez yalanlandı. "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NDE BÖYLE BİR PLAN MEVCUT DEĞİLDİR" ifadesinin büyük harflerle yer aldığı açıklamada, TSK'nın organize bir saldırı ile karşı karşıya kaldığı belirtilerek, "Bu tür saldırılara karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en önemli güvencesi, yasal organlar ve Türk yargısının yanılmaz adaletidir."  denildi. Taraf gazetesi,TSK'nın söz konusu planda öngörülen tedbirleri alarak siyaseti yönlendireceği iddiasını ortaya atmıştı. Dağlıca baskını ile ilgili iddialara da yer verilen açıklamada, "Gizlilik dereceli mesajın nereden, kimler tarafından dışarıya sızdırıldığı tespit edilmiş ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmıştır" denildi.

ERDOĞAN: EKONOMİDE KÖTÜ GİDİŞİN NEDENİ KAPATMA DAVASI
TÜİK ve Merkez Bankası'nın  işsizlik ve reel kesim güven endeksi verileri, siyasetin gölgesinde kalan ekonomideki gidişata ilişkin kaygıları artırırken,
Başbakan Erdoğan "The Economist Intelligence'ın İstanbul'da düzenlediği 16. Yuvarlak Masa Toplantısı'nda, yerli ve yabancı katılımcıların sorularını yanıtlarken ekonomideki olumsuz yönelişten 14 Mart'ta açılan AKP kapatma davasını sorumlu tuttu. Erdoğan, "Bu yıl maalesef bazı yaşanan sıkıntılar, özellikle 14 Mart'tan bu yana faizdeki tırmanış, tabii bizleri olumsuz etkiledi.Bunu da özellikle itiraf etmek durumundayım." dedi. Erdoğan faizlerin yüzde 15,5-16'dan, yüzde 22 civarına ulaştığını, yüzde 12 olan reel faizin bedelinin çok ağır olacağını vurguladı.
Erdoğan şunları söyledi:
"Bu yıl maalesef bazı yaşanan sıkıntılar, özellikle 14 Mart'tan bu yana faizdeki tırmanış... Bunlar tabii bizleri olumsuz etkiledi. Bunu da özellikle itiraf etmek durumundayım. Yüzde 15,5-16'da iken şu anda 22 civarına ulaşmış bir faiz var. Tabii bunun ciddi manada bize olumsuz etkisi var. Bunu yeniden toparlamak ve o başarılı orana tekrar tırmanmamız, daha iyi rakama, yani tek haneliye ulaşmamız lazım. Şu anda yüzde 12 reel faizi gördüğünüz zaman bunun tabii bedeli çok çok ağır. Yüksek faizin, birinci derecede enflasyonu da tahrik ettiğine inananlardanım. Bir de işin bu boyutu var. İnanıyorum ki bu düştükçe doğru orantılı olarak enflasyonu da geri çekecektir. Ben bir de şuna inanıyorum; yani faizi bu noktada bir sebep olarak görenlerdenim. Enflasyonu ise bir netice olarak görenlerdenim. Bu sebep-netice ilişkisinde de ne yazık ki faizin yükselmesi, enflasyonu da şu anda yükseltmiştir. İnanıyorum ki tekrar toparlanmamız bu noktada bizi iyi bir konuma getirecektir. Türkiye'de bu altyapı, bu dinamik yapı var. Bunu gerek finans sektöründe olan dostlarımızla, arkadaşlarımızla, gerek doğrudan yatırımın içerisinde olan arkadaşlarımızla paylaşmak suretiyle bu yatırım sürecini hızlandıracağız. Onun için de yatırım promosyon ajansımız çok da fazlasıyla koşturuyor ve neticelerini de almaya başladık. İnanıyorum ki bizi rahatlatacak bir süreç olacaktır ama şu anda bir sıkıntımız var."

TRAVMA TARTIŞMASI BÜYÜDÜ
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın New York Times'a verdiği demeçte, Atatürk devrimlerini kastederek "Türk toplumuna travma yaşatıldı, bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri söylendi, dinsel yolları dağıtıldı" sözlerine siyasi partilerden gelen tepkiler tartışmayı büyüttü.  
Tartışmaya katılan TBMM Başkanı Köksal Toptan, gazetecilerin soruları üzerine "Biz, Atatürk devrimleri sayesinde bugünleri yaşıyoruz" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AKP'li yetkililerinin bugüne kadar yaptıkları açıklamaların bir bütünlük arz ettiğini savunarak, Başbakan Erdoğan'ın ısrarla Cumhuriyet'in kurulduğu 1920'li yıllarla AKP  iktidarı döneminde yapılanlarla kıyasladığı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılanları yok saymaya çalıştığını iddia etti. Okay, Dışişleri Bakanı Babacan'ın ‘‘Türkiye'de Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili zorluklar yaşıyor...'' dediğini hatırlattı. Fırat'ın açıklamasının, Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyet'in değerlerine ve niteliklerine karşı tepkinin net şekilde dışa vurumu olduğunu ileri süren Okay, ‘‘Mustafa Kemal'in en büyük eseri olan Cumhuriyet'i rotasından çıkartmak istiyorlar. Mustafa Kemal'in aydınlama devriminden rövanş almak istiyorlar. Bu söylemlerini kararlılıkla sürdüren bu siyasal iktidar, maalesef Cumhuriyet'i ve değerlerini içine sindirememiştir. Hedef, Mustafa Kemal ve kurduğu Cumhuriyet'tir'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, AKP'li Fırat'ın sözlerine "1920'lerdeki bu devletin kuruluşuna, ilkelerine karşı mücadele eden yabancıların sözcülüğüne soyunmuştur'' diyerek tepki gösterdi. Vural, Fırat'ın açıklamalarının, bugün Türkiye'yi yöneten iktidar partisinin cumhuriyete, millete ve devlete bakış açısını özetlediğini söyledi. Vural, Cumhuriyet, devlet ve milletle kavgalı bu bakış açısının; milleti değerleri ekseninde ayrıştırdığını, devleti,  kurumları ekseninde çatıştırdığını, inançları da siyaset malzemesi yapmak suretiyle hortumladığını ileri sürdü. 

FIRAT "SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM"
Tepkiler  üzerine parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat ise, ilgili gazeteye verdiği demecin küçük bir bölümünün kullanıldığını savunarak, tümünün kullanılması durumunda asıl neyi kastettiğinin anlaşılacağını söyledi. Fırat,  "Doğrudur, her devrim gibi Atatürk devrimleri de toplumda bir travma yaratmıştır. Bu bir tespit ama anladığım kadarıyla yapılmak istenen şey, Türkiye ile ilgili yapılmış bir analizin bir şekliyle gölgelenmesinden ibarettir'' dedi.  

AKPM  2 TÜRKİYE RAPORUNU KABUL ETTİ
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), AKP kapatma davasını içeren raporunun yanı sıra Türkiye'de yaşayan rum azınlıkla ilgili raporu kabul etti.
AKPM Genel Kurulu, ilk olarak Belçikalı üye Luc Van den Brande tarafından hazırlanan "Türkiye'de demokratik kurumların işleyişi" konulu taslak rapor ve buna bağlı karar tasarısını kabul etti. Oylamada, 65 "evet", 3 "ret", 3 "çekimser" oy çıktı. Raporda, AKPM'nin izleme komitesinden, Türkiye'deki anayasa hazırlama çalışma süreci, devlet kurumlarının demokratik işleyişinin yakından izlenmesi istendi ve Türkiye ile izleme süreci sonrası diyaloğun yoğunlaştırılması çağrısında bulunuldu. Anayasa Mahkemesi tarafından AKP hakkında açılan davaya geniş biçimde atıfta bulunulan kararda, "Sonucu ne olursa olsun, iktidar partisi ile başbakan ve cumhurbaşkanı hakkında açılan davadan endişe duyulduğu" ifade edildi ve "bu davanın ülkenin siyasi istikrarını etkileyeceği" görüşüne yer verildi. Kuvvetler ayrılığı ve bağımsız yargı ilkesinin hukuk devleti temelinde demokrasinin temel ilkeleri olduğu hatırlatılan kararda, Anayasa Mahkemesi üzerinde hiçbir baskı oluşturulmaması çağrısında bulunulurken, mahkemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkına uygun ve parti kapatma ile ilgili Venedik Komisyonu kararları çerçevesinde Avrupa standartlarına uygun karar vereceği inancı içinde olunduğu vurgulandı.
AKPM Türkiye'ye, Bozcaada ve Gökçeada'da yaşayan rum azınlığa karşı "olumlu tutum" sergilemesi çağrısında bulunan rapor ve buna bağlı tavsiye karar tasarısını da kabul etti.

isviçreli parlamenter andreas gross tarafından kaleme alınan rapor ve buna bağlı karar tasarısı, 32 "evet", 11 "hayır", 2 "çekimser" oy ile kabul edildi. Kabul edilen kararda, "Türkiye tarafından bugüne kadar yapılan olumlu jestlerin memnunlukla karşılandığı" ifade edildi. kararda, "Rumların eğitim ve toprak konularındaki sorunlarına daha fazla ilgili gösterilmesi ve bu adalarda zarar gören doğal ve kültürel mirasın tamir edilmesi" çağrısında bulunuldu.

FETHULLAH GÜLEN'E DÖNÜŞ YOLU AÇILDI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'ndan (TMK) yargılanan Fethullah Gülen'e verilen beraat kararını onayan Daire kararına yapılan itirazı reddetti. 
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, ''laik devlet yapısını değiştirmek ve yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunmak'' suçlarından yargılanan Gülen hakkında beraat kararı vermişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, beraat kararını onamıştı. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti. Gülen'in eyleminin TMK'nın 7. maddesi kapsamında değil, 765 sayılı TCK'nın ''cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' suçunu kapsayan 313/2-4 maddelerine aykırılık oluşturduğunu savunan Başsavcılık, suçun niteliğinin ve tarihinin doğru olarak tespit edilmesi için dosya kapsamındaki delillerin incelenmesi gerektiğini belirtmişti.
Suç tarihinin temadinin son bulduğu iddianamenin hazırlandığı 31 Ağustos 2000 olduğunu ileri süren Başsavcılık, bu tarih dikkate alındığında dava zamanaşımının dolduğunu, bu nedenle 9. Ceza Dairesi'nin 5 Mart 2008 tarihli onama kararının kaldırılarak, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraate ilişkin 5 Mayıs 2006 günlü hükmünün bozulmasını istemişti. Başsavcılık, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na göre düzeltilmesinin mümkün olduğuna işaret ederek, dava zamanaşımı dolduğu için kamu davasının düşürülmesini talep etmişti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını karara bağlayan Genel Kurul, Başsavcılığın itirazını oy çokluğu ile reddetti. Ret kararıyla ile birlikte 9. Ceza Dairesi'nin onama kararı kesinleşti. Kararla, Gülen'in ABD'den Türkiye'ye dönüşünün önünde engel kalmadı.

ANAYASA MAHKEMESİ CHP HESAPLARINDA USULSÜZLÜK SAPTADI
Anayasa Mahkemesi, CHP'nin 1998, 2004, 2005 ve 2006 yılı hesaplarında "usulsüzlük" belirledi. Yüksek mahkeme, parti yöneticileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, CHP'nin mali denetimine ilişkin incelemesini tamamladı. Yüksek Mahkeme, "1998 yılı hesaplarında 35 milyar 386 milyon 533 bin 328 Lira'nın, 2004 yılı hesaplarında 267 bin 860 YTL 57 YKr, 2005 yılı hesabında 161 bin 620 YTL 2 YKr, 2006 yılı hesaplarında ise 465 bin 660 YTL 10 YKr gider karşılığı usulsüzlük" belirledi.
Mahkeme, bu miktar karşılığı parti mal varlığının Hazine'ye gelir kaydedilmesine karar verdi. Yüksek mahkeme, usulsüz harcamalarla ilgili olarak parti sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasını da kararlaştırdı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, CHP'nin mali denetimi sonucu belirlenen usulsüzlükle ilgili olarak, ''Yasalarımız, Anayasa açık. Kapatma nedeni olabilecek bir şey yok'' dedi. Kılıç, bir gazetecinin,''CHP'nin mali denetiminde tespit edilen usulsüzlükler parti kapatma nedeni olabilir mi" sorusunu, ''Yasalarımız, Anayasa açık. Kapatma nedeni olabilecek bir şey yok'' diye yanıtladı.
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, CHP'nin mali denetimiyle ilgili olarak, ''Kanal Türk'e yapılan ödemelerle ilgili CHP'yi yıpratmayı amaçlayan yayınların dayanaksız ve maksatlı olduğu ortaya çıkmıştır'' dedi. Özyürek, CHP'nin, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan mali denetiminin sonuçlarıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, bazı gazete ve televizyonların, CHP ile Kanal Türk Televizyonu arasında yapılan Prodüksiyon Sözleşmesi ve bu kapsamda yapılan ödemelerin yasalara aykırı olduğunu iddia ettiğini anımsattı.
Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin 2004, 2005, ve 2006 yılı hesapları üzerinde yaptığı incelemede, Kanal Türk'e yapılan ödemelerle ilgili herhangi bir eleştiride bulunmadığını ifade eden Özyürek, ''Böylece CHP'yi yıpratmayı amaçlayan yayınların, dayanaksız ve maksatlı olduğu ortaya çıkmıştır'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin hesaplarına ilişkin verdiği karar konusunda, ''Anayasa Mahkemesi bir karar vermişse biz o karara saygılı olmak zorundayız. Kararın gereğini yapacağız. Eksikliklerimiz varsa onları da düzelteceğiz'' dedi.

TBMM 1 TEMMUZ'DA TATİLE GİRMİYOR
TBMM İçtüzüğü'ne göre, 1 Temmuz'da tatile girmesi gereken Meclis, çalışmalarına devam edecek. AKP grubunun aldığı "kapatma davası sonuçlanana kadar TBMM'nin açık tutulması"  ilke kararı doğrultusunda genel Kurul'a getirilen öneri kabul edildi. Genel Kurulca aksi bir karar alınmadıkça 1 Temmuz günü tatile girmesi gereken Meclis, yeni bir karar alınıncaya kadar çalışmalarını sürdürecek.
AKP  Grup Başkanvekili Sadullah Ergin, Meclisin tatile girmemesiyle ilgili olarak, ''Meclisin çalışmalarına devam kararı, olağanüstü hal değil, daha önceki uygulamaların devamıdır'' dedi. Ergin, Meclisin açık olduğu dönemde, belediye ve il özel idarelerinin gelirlerini artırıcı tasarı, Avrupa Yatırım Bankasının temsilciliğinin açılmasına ilişkin tasarı, RTÜK Kanununda değişiklik, elektrik piyasasıyla ilgili düzenleme, elektronik haberleşmeyle ilgili tasarıların görüşüleceğini bildirdi.
AKP Grubu iki hafta önce basına kapalı gerçekleştirdiği toplantıda "Anayasa Mahkemesi'nin kapatma davasıyla ilgili kararı çıkana kadar TBMM'nin açık tutulması" konusunda ilke kararı almıştı.

MGK TOPLANTISI
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, güvenlik güçlerinin terör örgütüne karşı ürütmekte olduğu operasyonlar ve önlemler, Irak'taki güncel gelişmeler ile Türkiye'nin artan enerji talebi karşısında alınacak önlemler üzerinde duruldu. MGK Genel Sekreterliği tarafından toplantının ardından yayımlanan basın bildirisinde, şöyle denildi:
''Ülkemizin asayiş ve güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmeler kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Güvenlik güçlerinin terör örgütüne karşı yürütmekte olduğu başarılı operasyonların ve terörle mücadelenin bütün boyutlarındaki önlemlerin kararlılıkla sürdürüleceği bir kez daha vurgulanmıştır.
Irak'ta siyaset ve güvenlik alanlarında meydana gelen güncel gelişmeler ile Irak makamları ve Iraklı grup ve oluşumlarla yapılan temasların sonuçları gözden geçirilmiştir. Irak ile milli menfaatlerimiz doğrultusunda yürütülen işbirliğinin Irak halkının temel ihtiyaçlarının karşılanmasına da katkı sağlamak suretiyle Irak'ın genelinde ve bölgede istikrarın teminine yardımcı olacağı belirtilmiştir.
Dünyada enerji sektörünün genel görünümü ile Türkiye'nin enerji güvenliğine ilişkin politikaları ele alınmıştır. Ülkemizin artan enerji talebinin karşılanması, ithalat bağımlılığımızın azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri kapsamında; yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından azami ölçüde yararlanılması, komşu ülkelerle işbirliğinin artırılması ve nükleer enerjinin önemiyle Türkiye'nin enerji geçiş ülkesi ve merkezi olarak oynayacağı rol üzerinde durulmuştur.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN, ORGENERAL BAŞBUĞ İLE GÖRÜŞTÜ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,geçen hafta Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile sürpriz bir görüşme yaptı. Bu görüşme Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Genelkurmay başkanlığı'na atanmadan hemen önce Kara Kuvvetleri Komutanı iken Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi akıllara getirdi. Söz konusu dönemde Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'na atanma kararnamesi spekülasyonların önüne geçilmesi için Yüksek Askeri Şura Toplantısı'ndan önce Çankaya Köşkü'ne gönderilmişti. 
Başbakanlık Resmi Konutu'nda gerçekleşen Erdoğan-Başbuğ görüşmesine  ilişkin olarak Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada şöyle denildi:
''Sayın Başbakanımız bu akşam Başbakanlık Resmi Konutu'nda Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile bir görüşme yapmıştır.
Sayın Başbakanımızın daveti üzerine gerçekleşen görüşmede, önümüzdeki dönemde bölücü terör örgütü ile mücadele kapsamında öngörülen gelişmeler ve alınacak tedbirler ile son günlerde gündeme gelen bazı konular ele alınarak değerlendirilmiştir."
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker BaşbuĞ da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin, ''Terörle mücadele ve bölücü terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleşebilecek durumlar ve buna karşı alınacak tedbirler, görüşmenin ana konusunu teşkil etmiştir'' dedi. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Orgeneral Başbuğ, Başbakan Erdoğan ile dün yaptığı görüşmeyle ilgili şunları söyledi:
''Dün akşam Sayın Başbakan ile bir görüşmemiz oldu. O görüşme, Sayın Başbakanımızın talebi üzerine gerçekleşti. Zaten Başbakanlığın yapmış olduğu açıklamada da açık şekilde yer alıyor. Bugün özellikle bir gazetede bu görüşmeyle ilgili, bizden de bir istek olduğuna dair bir haber var. Bu tamamen gerçek dışı, yalandır. Bu görüşme, Sayın Başbakanımızın talebi üzerine gerçekleşmiştir. Bu görüşmenin yapılmasına ilişkin benden herhangi bir istek Başbakanlığa iletilmemiştir. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum.
Tabii bu görüşme, Sayın Genelkurmay Başkanımızın bilgisi ve müsaadesi çerçevesinde olmuştur. Yapmış olduğumuz görüşmede değinilen konular, yine Başbakanlığın sizlere yapmış olduğu basın açıklamasında açıkça yer almaktadır. Benim bunlara ilave edeceğim bir şey yok. Görüşmemizin ana konusunu, özellikle önümüzdeki dönemde, -tabii bunu kısa vade olarak almayın, uzun vade olarak düşünün- terörle mücadele ve bölücü terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleşebilecek durumlar ve buna karşı alınacak tedbirler teşkil etmiştir. Onun dışında benim bu toplantı ve görüşme ile ilgili sizlere başka ifade edeceğim bir şey yok. Yalnız son cümle olarak şunu ifade etmek istiyorum: Yazılı ve görsel medya bir kamu görevi yapıyor. Bu yaptığınız kamu görevine bizler sonsuz saygılıyız. Ancak bazen gerek görsel gerekse yazılı medyamız kendilerine iletilen bir bilgiyi maalesef kontrol etmeden, 'doğru mu yanlış mı' diye araştırmasını yapmadan, bunu haber olarak yayımlıyor. Bu şekilde bu olaylar devam ederse, bütün ülke olarak zor bir durum yaşayabiliriz. Bizim bu konuda istirhamımız, elbette basınımıza, medyamıza çeşitli kaynaklardan bazı bilgiler gelebilir ancak bu bilgilerin mutlaka araştırması, sağlaması yapıldıktan sonra haber olarak ayımlanmasında imtina edilmelidir. Bu, önümüzdeki faaliyetlerin kolaylaştırılmasını sağlar.''

REEL SEKTÖRDE KÖTÜMSERLİK ARTIYOR
Geçen yıl Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile birlikte siyasetin gölgesinde kalmaya başlayan ekonomide, beklentiler giderek kötüleşiyor. Haziran sonu itibarıyla enflasyon, faiz oranları, işsizlik oranı ve cari işlemler açığı yükselirken iç siyasi gelişmelerin de etkisiyle beklentilerdeki bozulma hızlandı. Merkez Bankası ve TÜİK'in reel kesim ve tüketiciler için ayrı ayrı yürüttüğü, ekonominin nabzını tutan beklenti anketleri bugüne kadar ölçülen en düşük düzeylere gerilemiş bulunuyor.
Merkez Bankası'nın 2007 yılı başından bu yana yürüttüğü reel kesim güven endeksi ilk defa 100 puanın altına inerek negatif düzeye gerilerken, aynı endeksin alt grubunda yer alan reel kesimin genel gidişata bakışını gösteren endeks 62.2 puana geriledi. Reel kesimin genel gidişata ilişkin beklentilerindeki bozulma 2007 yılının ekim ayında başlamıştı. Ekim ayından bu yana söz konusu endekste gözlenen negatif yöndeki gerileme yüzde 37.8'i buldu. Aynı endeksteki bozulma son ayda daha da hızlandı. Genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olanların sayısı arttı. Mayıs ayında içinde bulunduğu sanayi dalı hakkında bir ay öncesine kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 5,3, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 43,1 oldu.
TUİK ve Merkez Bankası'nın Haziran ayında açıkladıkları Tüketici Güven Endeksi verileri ile istihdama ilişkin veriler de ekonomik gidişin giderek kötüleştiğini ortaya koydu. İşsizlik oranı Mart ayı itibarıyla yüzde 10,7'ye yükselirken, Tüketici Güven Endeksi  son 10 aydaki hızlı inişini sürdürerek 75.36 puana geriledi. Tüketicilerin  ekonomik gidişata ilişkin beklentileri son 3 ayda yüzde 15 kötüleşti.

ELEKTRİĞE YÜZDE 21 ZAM ÜRKÜTTÜ
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) bağlı 20 elektrik dağıtım şirketinin zam talebini onayladı. Buna göre, 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren konutlarda kullanılan elektriğe yüzde 21, sanayide kullanılan elektriğe ise yüzde 22 oranında zam yapıldı.EPDK, Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş.'nin (TETAŞ) toptan elektriğe 1 Temmuz'dan geçerli olmak üzere toptan elektrik satışına yüzde 12,7 zam yapılmasına ilişkin tarife başvurusunu bu ayın başında onaylamıştı. TETAŞ'ın yeni tarifesi, TETAŞ'ın maliyetlerini artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Fiyatları geçen yıldan bu yana rekorlar kırarak yüklesen ve varil başına 136 dolardan işlem gören petrol, elektrik üretiminde büyük paya sahip doğal gaz fiyatlarının belirlenmesinde en önemli unsurlardan birini oluşturdu.

DOĞALGAZA DA ZAM GÜNDEMDE
Haziran ayında doğalgaza yapılan ve yüzde 8.4'ü bulan zammın, artan petrol fiyatları karşısında BOTAŞ'ın maliyetlerini karşılamadığı ifade ediliyor.Doğalgaz fiyatlarının 1 Temmuz'dan geçerli olmak üzere yeniden artırılabileceği belirtiliyor.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, elektrik zammına ilişkin olarak, ''burada esas konu elektrikte tasarrufun sağlanması'' dedi. Elektrik zammının enflasyona etkisinin sorulması üzerine Şimşek, otomatik fiyat mekanizmasına geçmenin maliyet bazlı fiyatlama demek olduğunu ifade ederek, ''diyelim ki petrol, doğal gaz fiyatları indi, o fiyatların da aşağı ineceğini gösterir. Maliyet bazlı fiyatlama demek fiyatların maliyetlere göre belirlenmesi'' diye konuştu. Türkiye'nin elektriğin neredeyse yüzde 60'ını ithal girdilerle ürettiğini, kendilerinin bu yapıyı değiştirdiklerini ve kaynakları çeşitlendirdiklerini aktaran Şimşek şöyle konuştu:
''Biz ne yapıyoruz, her şeyden önce hidroelektrik santrallerine ağırlık veriyoruz, yenilenebilir kaynaklara, nükleere ağırlık veriyoruz, kendi iç kaynaklarımızı, kömür kaynaklarımızı kullanmaya ağırlık veriyoruz. Bütün bunlar Türkiye'nin hem dışa bağımlılığını azaltacak hem de önümüzdeki dönemlerde özellikle elektrik fiyatlarının rekabet unsuru anlamında Türk şirketlerini destekleyici nitelikte olmasını sağlayacak.''

BAKAN ŞİMŞEK'TEN ENFLASYON DEĞERLENDİRMESİ
Ekonomiden sorumlu Devlet bakanı Mehmet Şimşek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Yüksek faiz enflasyonun artmasına neden oluyor. Enflasyon bir sonuç, zamlarsa bir sebep'' şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, enflasyonun arz talep arasındaki dengesizlik olduğunu dile getirerek, ''Yani esasında uzun dönemde böyle bir, Sayın Başbakanımızın perspektifi, o arz talep arasındaki dengesizliğe herhalde işaret etmek şeklindeydi. Dolayısıyla onun altında başka şeyler okumanın bir anlamı yok. Ülkenin üretken kapasitesini artırırsak, verimliliğini artırırsak eninde sonunda enflasyon kalıcı bir şekilde düşecektir ki ben ona inanıyorum'' dedi.
Şimşek, CNN Türk'te yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük handikabın petrol fiyatlarındaki yükseliş olduğunu belirterek, bu yıl muemelen Türkiye'nin büyük enerji ithalatının, Cari Açığına denk geleceği öngörüsünde bulundu.
Siyasi arenada yaşanan gelişmelerin, Türkiye'nin belirsizliğini artırarak, ekonomiyi de olumsuz etkilediğine dikkat çeken Bakan Şimşek, diğer ülkelerde, nispeten iyileşen dış koşullar nedeniyle, risk priminin düşmesine rağmen Türkiye'nin risk priminin ise kapatma davası gibi iç gelişmeler nedeniyle artış gösterdiğini söyledi.
Şimşek, bir puanlık risk primi artışının Türkiye'nin borçlanma maliyetine etkisinin 4 milyar YTL olduğunu da vurguladı.

SİYASİ PARTİLER

  • AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Başbakan, bir bilen olarak kenara çekilsin" diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye isim vermeden tepki gösterdi. Erdoğan, "Son günlerde bazı siyasetçileri hayretle, ibretle izliyorum. Yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemeden, kendilerini Anayasa Mahkemesi'nin yerine koyup şimdiden yargısız infazlar yapıyorlar, hesap kesiyorlar, siyaseti tanzim edecek teklifler getiriyorlar. (Başbakan bir bilen olarak kenara çekilsin) diyorlar. Kim bunlar? Partisini yüzde 18'lerden yüzde 8'e düşüren, seçim sonrasında 'siyaseti bırakıyorum' deyip, yeniden sahneye çıkan siyaset erbabı... Hani, milletten kırmızı kart gören, milletten 'kenara çekil' talimatı alan ama yerinden kımıldamayanlar var ya işte onlar söylüyor bunları. Demokratik siyasette kimin kenara çekileceğine, kimin ülkeyi yöneteceğine millet karar verir, siz kim oluyorsunuz? Eğer millet size böyle bir yetkiyi vermişse, aldığın oy ortada. Demek ki böyle bir yetkin yok. Bu, siyasi etikten tamamen uzak olma anlayışıdır. Milletin yüzde 47 oy verdiği bir partiye ve liderine bu tür gayrı meşru teklifler yapmak ne milli, manevi değerlerimize sığar, ne evrensel demokratik değerlere sığar'' dedi. "Siyaset sahnesinde bileğini bükemediklerinden başka yollarla kurtulmaya çalışmayın" çağrısı yapan Erdoğan "Bu CHP tarzı siyasettir, çaresizliğin, kendine duyulan güvensizliğin bir tezahürüdür'' diye konuştu. AKP'nin Türkiye'ye yaptığı en büyük katkılardan birinin siyaseti normalleştirmek, siyasete kalite kazandıracak bir siyaset tarzı geliştirmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Siyasetin normalleşmesi; demokratikleşmesindedir, sağlıklı bir şekilde doğal mecrasında ilerleyebilmesindedir. Siyaset, rakiplerinizden ricada bulunarak, merhamet dileyerek yapılmaz, siyaset milletin gönlünü kazanarak, çok çalışarak, adım adım Anadolu topraklarını dolaşarak bir vizyon ortaya koyarak yapılır. Lütfen acziyetinizi örtmek için fedakarlık beklemeyin, siz de çalışın, siz de karış karış Türkiye'yi gezin, siz de milletin teveccühünü kazanacak işler yapın" dedi. Erdoğan, ATAK olarak bilinen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 3 milyar dolarlık helikopter projesini başlattıklarını da belirterek "ATAK projesi kapsamında, T-129 olarak isimlendirilen üstün niteliklere, üstün hareket kabiliyetine sahip helikopter üretimi için çalışmaları başlatıyoruz. Böylece bir ilk olarak Türkiye, ülkemizde üretilecek bir taarruz helikopter platformuna sahip oluyor. İtalyanlarla birlikte gerçekleştireceğimiz bu helikopterler sadece ülkemizin ihtiyacını karşılamayacak, bunun ihracını da yapabileceğiz. Artık bu noktada Türkiye ATAK helikopteri ihraç eden bir ülke durumuna da gelecektir'' diye konuştu. Tuzla'daki tersanelerde meydana gelen ölümlü kazalara da değinen Erdoğan, ''En gelişmiş ülkelerde bile, alınan tüm önlemlere rağmen benzer kazalar yaşanıyor. Ancak bu, hiçbir ölümün, hastalığın, kaybın mazereti olamaz" dedi. Erdoğan, tersaneler bölgesinde yeni bazı önlemler almak için harekete geçtiklerini vurguladı. Bazı hastanelerin, acil hastaları kabul etmediğine ilişkin tepkilere de değinen Erdoğan, ''Hastanelerin acil kapısından kimse döndürülmeyecek, parasızlık sebebiyle kimse hastanede rehin tutulmayacak. Buna tahammülümüz yoktur. Hiçbir hasta, hastane hastane dolaştırılamaz, sedyede kaderine terk edilemez. Hiçbir hasta, 'evrakın eksik, sosyal güvencen yok, gelirin yok, paran yok' gibi mazeretlerle acil servis kapısından döndürülemez, kapılar yüzüne kapatılamaz'' diye konuştu.

 

  • CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''bir dönemin sonuna doğru gelindiğini'' belirterek, bunu AKP hakkındaki kapatma davası nedeniyle söylemediğini, izlenen politikaların sonuna gelindiğini bildirdi. Ekonomide, diğer alanlarda izlenen politikalar ve sonuçlarının ortaya çıktığını vurgulayan Baykal, "Türkiye yeni bir başlangıca doğru gidiyor. Bu yeni başlangıca giderken geride kalan dönemin muhasebesinin doğru çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bugün Türkiye, ekonomik bakımdan borç, faiz, işsizlik ve açık tablosuyla karşı karşıyadır. Türkiye borca batmıştır. Devletiyle, milletiyle borca batmıştır, faiz bataklığına saplanmıştır'' dedi. AKP döneminde, geçmiş 58 hükümet dönemindeki toplam borçtan daha fazla borçlanıldığını, borç miktarının 220 milyar dolardan 500 milyar dolara yükseldiğini savunan Baykal, her evde bir işsiz olduğunu, cari açığın katlandığını, özelleştirmede balayı döneminin bittiğini, zamların peş peşe gelmeye başladığını,  enflasyonun yeniden iki haneli hale geldiğini söyledi. AKP  Genel Başkan Yardımcısı Fırat'ın, New York Times gazetesine verdiği, ''Türk toplumu, Atatürk devrimleri sırasında bir travma yaşamıştır...'' şeklindeki demecini eleştiren Baykal, "Bugün karşı karşıya bulunduğumuz, 1920'lerde ortaya atılan modernleşme projesinin yol açtığı tepkilerin istismarı anlayışına dayanan, o tepkileri siyasette kullanma, o modernleşme projesine karşı rövanş arayışını sürdürme özlemleriyle beslenen bir mücadeledir. Birisi, 'bize büyük travma yaşatıldı' diyor. Türkiye, büyük değişim projesini uyguladı. O projeden en çok yararlanan, bugün işbaşında bulunan insanlardır. O proje olduğu için sen oradasın. Boynundaki kravatla bunu söylüyorsun, çağdaş yaşam tarzının bütün olanaklarını sonuna kadar kullanarak...Şimdi çıkıyorsun, siyasi istismarını yapmak için bunları söylüyorsun'' diye konuştu. Türkiye'nin birbirine girdiğini, Atatürk-Humeyni tartışması yaşandığını, Dışişleri Bakanı'nın, ''Türkiye'de Müslümanlar baskı altında'' dediğini, AKP'nin en etkili adamlarından birisinin, ''Bir travma Türkiye'yi bu noktalara getirdi'' diye geçmişe yönelik savaşın ilk işaretlerini verdiğini anlatan Baykal, ''Böyle bir ortamda, Türkiye'nin demokratik, laik geleceğini güvence altına alacak bir anayasa yapacağımızı düşüneceğiz. Böyle bir şey olamaz. Böyle bir şey söz konusu değildir. Önce bu işi bitireceğiz. Nasıl bir toplum olmak istiyoruz buna karar vereceğiz. Kendi tarihimizle hesaplaşacağız. Kendi anayasamızla, hukukumuzla hesaplaşacağız. Kendi milletimizle, siyasetimizle hesaplaşacağız. Her şey açıkça ortaya dökülecek ve kararımızı öyle alacağız. Türkiye, ne olmak istiyor? Çağdaş bir toplum mu olmak istiyor, yoksa Humeyni bozuntusu bir Ortadoğu İslam devleti mi olmak istiyor? Bunun kararını hep beraber alacağız. Biz, bu kararı Kurtuluş Savaşında almıştık. Şimdi demokrasinin olanakları kullanılarak, globalleşmenin destekleri değerlendirilerek, aynı mücadele yeniden önümüze getiriliyor. Bir kez daha sınav var. Sevgili milletim, vatandaşlarım, bir kez daha çağdaş bir toplum iradesini, biz de bu iradenin olmadığını zannedenlere karşı ispat etmek zorundayız. Türkiye'yi hiçbir şekilde kolayca teslim alamayacaklar. Her yerde bunun mücadelesini vereceğiz. Hukukta, siyasette, meydanda, seçimde, her yerde bunun mücadelesini vereceğiz. Türkiye'yi, başı dik, onurlu, çağdaş laik bir demokratik Cumhuriyet olarak mutlaka yaşatacağız" dedi. 

 

  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grubu'ndaki konuşmasında, ''Yaşanan gerilimli kriz ortamının tehlikeli bir mecrada giderek ağırlaşmakta olması, Türkiye'ye çok ciddi bir siyasi ve toplumsal fatura çıkaracaktır. Gelişmeleri bir seyirci gibi izlemekle yetinen TBMM, adeta kaderci bir anlayışla bu konuda tam bir atalet içine girmiştir. Türkiye bugün çok büyük tehlikelere açık, çok ciddi bir bunalımla karşı karşıyadır. Başbakan'ın hazır olduğunu söylediği alternatif planların tümü, kendisini kurtarmayı amaçlamaktadır. AKP hakkındaki kapatma davasının kapatma ile sonuçlanması durumunda, açık veya örtülü dış müdahale ve yönlendirmelere mahal bırakmadan ve kesinti yaşanmadan yeni döneme en az sarsıntıyla yumuşak geçişin sağlanması, bütün siyasi partilerce ortak hedef olarak benimsenmelidir'' dedi. Bahçeli, Anayasa Mahkemesi'nin kapatma ve siyasi yasak kararı vermesi halinde çok karmaşık bir tablo ortaya çıkacağına işaret ederek, Başbakan'ın milletvekilliğinin düşeceğini, hükümetin istifa edeceğini, yasak kapsamı dışında çalan AK Partili milletvekillerinin bağımsız olacağını ve ilk önce yeni bir hükümet kurulması sürecinin yaşanacağını bildirdi. Bunun yanı sıra, ara seçimi gerektirecek sayıda yasaklı olması halinde, ara seçim süreci ve takviminin de işlemeye başlayacağı uyarısında bulunan Bahçeli, ''Kapatılan AKP'nin milletvekillerinin erken genel seçim konusunda bir adım atmayı kararlaştırmaları halinde, yeni parti kurma, hükümet oluşturma ve seçim süreçleri bir arada yürütülmek durumunda kalınacaktır. Bu denklem, çok bilinmeyenli ve karmaşık bir denklemdir. Sert fırtınaların eseceği böylesine kaygan bir zeminde, bu konularda önceden yapılan planların sorunsuz biçimde uygulamaya konulmasında bazı güçlüklerle karşılaşılması çok muhtemeldir'' diye konuştu. Mahkemenin kapatma ve siyasi yasak kararı vermesi halinde, bunun gerekçeli kararın resmi gazetede yayımlanmasıyla hüküm ifade edeceği ve Yüce Mahkemenin gerekçelerinin hazırlanmasının zaman almasının, unutulmaması gereken bir nokta olduğunu ifade ederek, "Kapatılan bir siyasi partinin devamı niteliğinde yeni parti kurulamayacağına amir Anayasa hükmü de bu süreçte hesaba katılması gerekecek bir hukuk süzgecidir. AKP'nin kapatılması halinde, bundan sonra başlatılacak yeni bir parti çatısı altında toplanma süreci, bu açıdan hukuki sorunları beraberinde getirebilecektir. Yasak kapsamı dışında kalacak milletvekillerinin yeni partiye topluca katılmaları, yapılacak bir erken genel seçimde topluca aday olmaları ve bu yeni parti oluşumunun yasaklı Başbakan tarafından yönlendirilmesi, yeni bir kapatma davası için hukuki karine olabilecektir" dedi. Bahçeli, "Hal böyle iken, siyasal ve toplumsal mutabakatı sağlamak için ilk adım olarak, Anayasa değişikliği önerisiyle ortaya çıkmak ve bunun için ABD ve AB'den alınan ve Türkiye'nin bünyesine yabancı konvansiyon modellerini tartışmaya açmak, olsa olsa, 'Basiret ve öngörü tutulması' olarak görülecektir. Türkiye'de Anayasa'nın yenilenmesi sürecinin başlatılması için oluşması gerekli şartlar ve bu süreci yürütmekle görevli ve sorumlu devletin temel organı bellidir. Bu sürece Parlamento dışında meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve akademik çevrelerin katkıda bulunmaları da doğal ve gereklidir. Ancak, bu konuda kuruluş amaçları ve faaliyet alanları dışında hiçbir kurum ve kuruluşun kendisine özel misyon biçmeye çalışmasının ve kendisini yasama erki yerine koymasının meşru bir temeli olmayacağı unutulmamalıdır'' sözleriyle de TÜSİAD'a gönderme yaptı.

 

  • DTP grup toplantısı, parti yöneticilerinin, trafik kazasında yaşamını yitiren bir partilinin cenaze törenine katılmaları nedeniyle iptal edildi.

 

      TBMM GENEL KURULU

 

  • Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ve Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Teklif, kabul edildi.  Düzenlemeye göre, Avrupa şampiyonalarında final oynayan milli takım sporcuları, olimpiyat oyunları veya dünya şampiyonlarında dereceye giren sporcular ile bunların teknik direktör ve antrenörleri "devlet sporcusu" unvanı alacak. Olimpiyat oyunları ile dünya ve Avrupa şampiyonlarında dereceye giren amatör sporcular ile teknik direktör ve antrenörlerine "sporcu şeref aylığı" bağlanacak. 2012 olimpiyat oyunları için en az yıldızlar seviyesinde bin sporcu yetiştirilecek.

 

  • Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan 4 anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğu hakkındaki tasarılar, kabul edildi. Düzenlemelerin içerdiği anlaşmalar şunlar:

 

  •  
    • Türkiye ile Ukrayna Arasında Demiryolu Taşımacılığı Alanında İşbirliği Anlaşması,
    • Türkiye Jandarma Genel Komutanlığı ile Ukrayna İçişleri Bakanlığı İç Birlikler Ana Departmanı Arasında Güvenlik Alanında Personel Eğitimi ve Öğretimi İşbirliği Protokolü,
    • Türkiye ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması,
    • Türkiye ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma.

 

  • İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Teklif'in 7 maddesi kabul edildi. Ancak, CHP ve MHP'nin istemi üzerine yapılan iki yoklamada da karar yeter sayısı bulunamayınca, Teklif'in görüşmeleri yarım kaldı. 

  

      KOMİSYONLAR

 

  • Plan ve Bütçe Komisyonu, AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ve arkadaşlarına ait 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun ile 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Teklif'i kabul etti. Düzenleme, hak sahiplerine ödeme yapılabilmesini teminen Hazine Müsteşarlığı tarafından Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının (EGYO) yükümlülüğü için devlet iç borçlanma senetleri, EGYO'nun yükümlülüğünü aşan kısmı için ise özel tertip iç borçlanma senedi ihraç edilebilmesini öngörüyor.

 

Komisyon, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın 13 maddesini, bazı değişikliklerle kabul etti. Ancak, 16 maddeden oluşan  Tasarı'nın görüşmeleri sırasında çalışma süresinin dolması üzerine, düzenleme yarım kaldı. AKP'li üyelerin verdiği çok sayıda önerge ile değiştirildikten sonra kabul edilen maddelere göre, sanal mobil şebeke hizmeti işletmecileri, gelirlerinin yüzde 15'ini hazine payı olarak ödeyecek. TOKİ'nin afetzedelere yaptığı konutlar dolayısıyla oluşan alacakları ile Hazineye ait taşınmazların devri nedeniyle oluşan borçları mahsup edilecek. Özelleştirilen TCDD limanlarından elde edilen gelirler, karayolları ile demiryollarının yapım ve bakımı için kullanılacak. Milli Eğitim Bakanlığı'na ait şehir merkezinde kalmış ve eğitim yeri olma özelliğini kaybetmiş taşınmazlar satılacak. Hazine'nin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, Devlet Hava Meydanları İşletmesine bedelsiz devredilecek. İrtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmelerinin süresi, hakkın başlangıç tarihinden itibaren 49 yıl olarak değiştirilecek. Karayolları ile DSİ genel müdürlüklerine tahsisli taşınmazlar satılacak. Elde edilecek gelir, yeni karayolu, baraj, sulama ve içme suyu projelerinde kullanılacak.

 

  • Adalet Komisyonu, AKP Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'a ait Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif'i değiştirerek kabul etti. Komisyon, söz konusu Teklifi, AKP Antalya Milletvekili Sadık Badak ile CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan'a ait aynı içerikteki iki teklifle birleştirerek görüştü. CHP ve MHP'li üyelerin "örtülü af getirdiği ve Anayasaya aykırı olduğu" gerekçisiyle karşı çıkarak toplantıyı terk ettiği düzenlemenin görüşmeleri sırasında AKP'li üyelerin verdiği bir önerge ile "inşaatı tamamlanmış ancak yapı kullanma izni alınmamış binalara elektrik, su veya telefon bağlanmasına izin verenlere hapis cezası verilmemesini öngören" hüküm, metinden çıkarıldı. Teklif ile, TCK'nın "hakkı olmayan yere tecavüz" başlıklı maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren, bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikayeti üzerine 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilecek. Mevcut düzenlemede, kamuya ait taşınmazlar için de hapis cezası öngörülüyordu ve bu suç şikayete bağlı değildi. Yeni düzenlemeyle, kamuya ait taşınmazlar düzenlemenin dışına çıkartıldı ve şikayete bağlandı.

 

  • AB Uyum Komisyonu, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Kyoto Protokolüne Türkiye'nin Katılmasının Uygun Bulunduğuna İlişkin Tasarı'yı benimsedi. 

 

      YENİ TASARI VE TEKLİFLER

    

  • Türkiye Denetim Standartları ve Kamu Gözetimi Kurumu Kanunu Tasarısı... Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere kamu tüzel kişiliğine haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Türkiye Denetim Standartları ve Kamu Gözetimi Kurumu kurulmasını öngören Tasarıya göre, oluşturulacak Kurul; Maliye Bakanlığı ile TÜRMOB tarafından önerilecek 4'er aday arasından 2'şer kişi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından önerilecek 2'şer aday arasından 1'er kişi olmak üzere, Bakanlar Kurulu tarafından atanacak 9 üyeden oluşacak. Kurul Başkanı ve üyeleri 6 yıl görev yapacak. Kurul, görevini yaparken bağımsız olacak. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, kurulun kararını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremeyecek. Kamu yararını ilgilendiren kuruluşlarda denetim sadece bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılacak. Tasarı ile, mali tabloların ülke genelinde tek tip düzenlenmesi ve denetim standartlarında yeknesaklığın sağlanması, etkin bir kamu gözetim sistemi oluşturularak bağımsız denetim alanında gerekli kalite ve güvenilirliğin sağlanması, mali tabloların, uluslararası gelişmeler ve uluslararası standartlarla uyumlu ulusal denetim standartları uyarınca denetlenmesi, işletmelerin mali gücünün, karşılaştırabilir ölçeklere göre hesaplanabilmesini temin ederek rekabet güçlerinin artırılması amaçlanıyor.

 

  • Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu Tasarısı... Aynı adla bir kurul oluşturulmasını öngören Tasarı, Sermaye Piyasası Kurulu kanununa eklenen maddeyle 2002'de kurulan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu'nun kurumsal yapısının yeniden düzenlenmesini öngörüyor. 33 kadro ihdas edilen Kurulda, muhasebe standardı uzmanı istihdam edilebilecek. Kurul; Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Yükseköğretim Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, BDDK, TOBB, Türkiye Bankalar Birliği ile Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından önerilecek 2'şer aday arasından 1'er kişi ile TÜRMOB tarafından önerilecek 2 yeminli mali müşavir ve 2 serbest muhasebeci mali müşavir aday arasından 1 yeminli mali müşavir ve 1 serbest muhasebeci mali müşavir olmak üzere, Bakanlar Kurulu tarafından atanacak 11 üyeden oluşacak.

 

•·        Türkiye İstatistik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı... Düzenleme, dış ticaret istatistiklerinde verilerin gizliliğinin, ilgili birimin başvurusuyla mümkün olacağını hükme bağlıyor.

 

TBMM'DE BU HAFTA

 

  • TBMM Genel Kurulu, AKP Grubu'nun önerileri doğrultusundaki konuları ele alacak. Buna göre;   

 

  •  
    • Yarın (1 Temmuz), CHP'nin, "özel hayatın gizliliği ve korunmasına ilişkin hakların, yoğun ve keyfi şekilde ihlal edilmesine göz yumduğu, Emniyet güçleri içinde özel birimler eliyle yasal olmayan dinleme yapılmasının zeminini oluşturduğu ve himaye ettiği, bu eylemleriyle TCK'nın 257. maddesince görevi kötüye kullandığı" iddiasıyla Başbakan Erdoğan ve İçişleri Bakanı Atalay hakkında verdiği soruşturma önergesinin görüşülmesi planlanıyor.

 

  •  
    • Yarın, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Teklifin görüşülmelerine devam edilmesi öngörülüyor.

 

  •  
    • Çarşamba günü (2 Temmuz), yabancılara mülk satışıyla ilgili yeni düzenlemeler getiren Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.

 

  •  
    • Çarşamba günü, Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye'de Temsilcilikler Açmasına Dair Türkiye ile Avrupa Yatırım Bankası Arasındaki Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Tasarı ve Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Hayvan Sağlığı ve Karantina Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının uygun Bulunduğuna Dair Tasarı'nın karara bağlanması bekleniyor.

 

  •  
    • Perşembe günü (3 Temmuz), Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın "temel kanun" kapsamında görüşülmesi öngörülüyor.

 

  •  
    • Perşembe günü, Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı'nın "temel kanun" kapsamında görüşülmesi bekleniyor.

 

  •  
    • Perşembe günü, Türkiye ile KKTC Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Tasarı'nın karara bağlanması amaçlanıyor.

 

  • Plan ve Bütçe Komisyonu, yarın (1 Temmuz), Gaziaptep'te "Gazikent" ve İzmir'de "Gediz" adıyla iki vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin Yükseköğretim Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarıyı görüşecek.

 

Komisyon, Çarşamba günü (2 Temmuz), görüşmeleri yarım kalan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'yı karara bağlayacak.

 

  • Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Çarşamba günü, Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarıyı ele alacak.

 

  • Dışişleri Komisyonu, Çarşamba günü, Türkiye'nin Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin Tasarıyı görüşecek.

 

  • Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, Perşembe günü (3 Temmuz), Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarıyı ele alacak.

 

      TÜRKİYE-AB MÜZAKERE SÜRECİ

 

  • Fransa'nın Türkiye lehine kararı... Fransa Senatosu Genel Kurulu, Türkiye'nin AB üyeliği için Fransa'da doğrudan referandum öngören anayasa değişikliğini reddetti. Meclis genel kurulunda daha önce kabul edilen anayasa paketinde yer alan bir maddede, "AB'nin nüfusunun yüzde 5'inden fazla nüfusa sahip ülkelerin tam üyeliği için referandum şartının devam etmesi" istenmişti. Senato hukuk işleri ve dışişleri komisyonları, geçen hafta ayrı ayrı yaptıkları toplantıların sonucunda, mecliste kabul edilen, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğiyle ilgili doğrudan referanduma gidilmesini öngören anayasa maddesiyle ilgili değişikliğin reddedilmesini istemişti. Dışişleri Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, "mecliste kabul edilen maddenin, doğrudan Fransa'nın dostu ve müttefiki olan Türkiye'yi hedef almış gözükebileceği" ifade edilmişti. Senato'nun karşı çıkmasından sonra anayasa değişikliği paketi tekrar meclise iade edilecek.

 

  • Türkiye'de AB'ye verilen destek yüzde 49... AB'nin Eurobarometre bahar araştırması, Türkiye'de AB üyeliğine verilen desteğin son 6 ayda değişmeyerek yüzde 49'da kaldığını ortaya koydu. Eurobarometre'nin 29 Mart-6 Nisan tarihleri arasında Türkiye'de 1003 kişiyle görüşerek gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasında, ''AB üyeliğinin ülkeleri için faydalı olduğunu'' düşünenlerin oranı ise bir önceki araştırmaya göre (son 6 ayda) yüzde 53'ten yüzde 58'e çıktı. AB hakkında Türklerin yüzde 17'si ''çok oumlu'', yüzde 32'si ''oldukça olumlu'', yüzde 16'sı ''tarafsız'', yüzde 13'i ''oldukça olumsuz'' ve yüzde 15'i ''çok olumsuz'' düşündüğünü bildirirken, kalan yüzde 7 görüş belirtmedi. Araştırmada AB üyeliğine en yüksek destek yüzde 75'le Hollanda ve yüzde 73'le son referandumda Lizbon Anlaşmasını reddeden İrlanda'da verilirken, yeni üyelerden Litvanya'da bu oranın yüzde 29'a kadar gerilemesi dikkati çekti. Türkiye ile birlikte katılım müzakerelerini sürdüren Hırvatistan'da AB üyeliğine yüzde 30 destek verilirken, AB politikalarına tarihsel nedenlerle kuşkuyla yaklaşan İngilizlerin desteği de aynı oranda kaldı.

 

      DİĞER GELİŞMELER

 

  •  Türkiye, Irak'taki ihalelere girebilecek... Irak Petrol Bakanlığı, ihale alma izni verilen şirketler listesine aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 6 ülkenin kamu şirketlerini ekledi. Irak Petrol Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakanlığın 6 ülkenin resmi petrol firmasına daha bundan sonraki ihalelere katılma izni verdiğini açıkladı. Açıklamada, daha küçük çaptaki petrol ve gaz havzalarının işletilmesi ihalelerine katılmaları için firmalara yeni bir çağrı çıkarmaya hazırlandıklarını, bu çağrıyla firmalardan, yeterliliklerini, özelliklerini bildirmelerinin isteneceğini kaydetti. Açıklamada, yeni davetin ne zaman çıkarılacağı hakkında bir tarih verilmedi ancak, "bakanlık ilk ihaleleri dağıtır dağıtmaz, yeni davetiyeyi çıkarabilir" demekle yetindi. Irak Petrol Bakanlığı geçtiğimiz nisan ayında, 35 şirkete petrol ve doğalgaz ihalelerine katılma izni vermişti. Bu listede, Türkiye'yi temsil eden Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı yer almamıştı. Yeni kararla Türkiye, Vietnam, Pakistan, Tayland, Angola ve Cezayir'in kamu kuruluşu niteliğindeki petrol şirketleri de listeye eklendi.

 

  • Alkolde marker, başlamadan bitti... Akaryakıttan sonra, alkolde de marker için harekete geçildi ve Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu, TÜBİTAK'tan konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmasını istedi. Çalışmanın ardından alkol sektöründe büyük bir marker yatırımına gerek olmadığı sonucuna varıldı. Bunun yerine bandrol denetimleri ve saf alkole yönelik yeni vergi düzenlemeleriyle mevcut sorunların üstesinden gelinmesi kararlaştırıldı. TAPDK Başkanı Kazım Çalışkan, yeni dönemde bandrol denetimlerine ağırlık vereceklerini ve ürünleri bandrol üzerinden kontrol edeceklerini söyledi. Çalışkan, "Metanolde şu an hiçbir risk yok. Etanolde ise etil alkol olarak girip, alkollü içki imalatında kullanılma durumu var. Etil alkolle ilgili bu riski de denetimle aşmayı planlıyoruz. Aynı şekilde yeni vergi düzenlemeleriyle de bu sorun giderilebilir. Maliye Bakanlığında vergisel düzenlemeye ilişkin bir taslak hazırlandı" dedi. Bu arada, Maliye Bakanlığı, tütün ve tütün mamulleri için elektronik takip sistemi kurulması çalışmalarını sürdürüyor. Yakın gelecekte uygulamaya  başlanması beklenen elektronik takip sisteminde, dağıtım görevlileri, üretim sonrası bayie kadarki süreci, el bilgisayarlarıyla kendi şirketlerinin yanı sıra TAPDK'da oluşturulacak merkeze aktaracak. Bu şekilde, söz konusu süreçte üretilen ya da ithal edilen ürünlerin, kalem, kalem hangi yerleşim yerinde, hangi bayie iletildiği yakından izlenebilecek.

 

  • Hükümet, Tuzla tersaneleri sorununu sıkı tutuyor... Bakanlar Kurulu, son toplantısında, Tuzla tersanelerinde ölümle sonuçlanan kazaların önüne geçilmesine yönelik uygulanması gerekli tedbirler ele alındı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek yaptığı açıklamada, üzücü olayların bir daha yaşanmaması için kısa orta ve uzun vadede alınacak tedbirler olduğunu, yapılan toplantıda bunların konuşulduğunu ifade etti. Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda yapılan değerlendirme ardından, Başbakan Erdoğan'ın, ilgili bakanlara daha açık direktif vermek suretiyle varılan mutabakat çerçevesinde konunun sıkı bir şekilde takip edilmesi ve yapılacak işlemlerin aksatılmadan yürütülmesi konusunda talimat verdiğini söyledi.

 

  • Tekel Sigara, devredildi... Tekel'in sigara bölümü, imzalanan sözleşmeyle birlikte British American Tobacco'ya (BAT) devredildi. İmza töreninde konuşan Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, özelleştirmeyle birlikte, Telekom'dan sonra tek seferde en büyük yabancı sermayenin Türkiye'ye geldiğini söyledi. Kilci "Başından beri Tekel özelleştirmesinde, Türk tütün ekicisini korumak istediğimizi belirttik ve Tekel çalışanlarının mağdur edilmemesi için önemli adımlar attık. Tekel markalarının yaşatılması da önceliklerimizden biri olmuştu. Önümüzdeki süreçte Tekel markaları ve Türk tütününden yapılan sigaraların BAT bünyesinde daha rekabet eder hale gelerek yaşayacağına inanıyorum" dedi. BAT Türkiye Genel Müdürü Johan Vandermuelen de "Küresel piyasalarda likidite krizinin yaşandığı bir dönemde böylesi bir yatırım yapmamız, Türkiye'nin geleceğine duyduğumuz güvenin önemli bir göstergesidir'' diye konuştu. BAT Türkiye Kurumsal Direktörü Tuna Turagay ise, -''sigara yasağı sonrasında Türkiye pazarında yüzde 4-5 civarında bir azalma beklediklerini" söylerken, özelleştirme bedeli olan 1.7 milyar doların Hazine'ye peşin olarak yatırıldığını açıkladı.

 

  • ATAK Projesi yürürlüğe girdi...Türk Taarruz-Taktik/Keşif helikopteri (ATAK) projesi sözleşmesi Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ) tesislerinde gerçekleştirilen yürürlüğe girdi. Törene, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile İtalya'yı temsilen de İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini katıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı olan 50 adet kesin, 41 adet ise opsiyonel Taktik-Taarruz/Keşif helikopterinin Türk Silahlı Kuvvetlerine milli imkanlarla kazandırılması amaçlayan ATAK projesi çerçevesinde tamamiyle milli imkanlar kullanılarak oluşturulacak olan T129 helikopterleri TUSAŞ'ın Ankara'daki tesislerinde üretilecek. Nisan 2007'de TUSAŞ, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Aselsan ile İtalyan Agusta Westland arasında müzakerelerine başlanan ATAK projesine ilişkin sözleşme 7 Eylül 2007 tarihinde imzalanmıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Öncelikli hedefimiz TSK'nın savunma sanayi alanında dışa bağımlılığının en aza indirilmesidir'' dedi. 

 

  • Türkiye'de dolar milyoneri bir yılda 8 bin kişi arttı...Merrill Lynch ve Capgemini tarafından yayınlanan, "12. Yıllık Dünya Varlık Raporu"na göre, Türkiye'de oturdukları konut ve tüketim kalemleri dışında sahip olduğu varlık toplamı en az 1 milyon dolar olanların sayısı 2007 yılında 8 bin kişi arttı. Merill Lynch Türkiye Genel Müdürü Kubilay Cinemre tarafından açıklanan rapora göre, Türkiye'de 2006 yılında 42 bin olan yüksek varlıklı kişi sayısı 2007 yılında yüzde 17,5 oranında artarak 50 bine yükseldi. Bu artış oranı ile Türkiye, dünyada kişi sayısında en fazla artış yaşayan ülkeler arasında ön sıralarda yer aldı. Rapordaki değerlendirmeye göre, bu artışın itici faktörleri yüzde 4,5 reel GSYİH büyümesi, ihracatın hızlanması, enerji hariç ithalatın yavaşlaması, artan enflasyon ve tasarruflar ile güçlenen YTL oldu. Dolaylı vergi yükleri ise engelleyici faktör olarak görüldü.

 

  • BDDK Basel II uygulamasını erteledi....Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), finans ve reel sektör temsilcilerinin Basel-II'nin uygulanma zamanlamasına ilişkin görüşlerini de dikkate alarak,bankaların sermaye yeterliliğinin ölçümünde esas alınacak kredi riskinin, derecelendirmeye dayalı olarak hesaplanmasına ilişkin uygulamanın ileri bir tarihe ertelenmesini uygun buldu. BDDK  açıklamasında, hali hazırda dünya çapındaki bir çok ülkede Basel-II'ye uyum çalışmalarının devam ettiği hatırlatıldı.Açıklamada, Basel-II'nin Türkiye'de faaliyet gösteren bankalarca uygulanmasına ilişkin çalışmaların bir program dahilinde Kurum tarafından yürütüldüğü belirtildi.

 

  • İkinci grup nükleer santral ihalesi Sinop'ta...Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler,Mersin'den sonra ikinci grup nükleer santralin Sinop'ta kurulacağını ve ihalesinin de bu yıl içinde yapılacağını bildirdi. Gazetecilere açıklamada bulunan Güler şunları söyledi: ''Sinop'ta yer lisansı çalışmaları son sürat yapılıyor. Dolayısıyla buranın ihalesi de bu yıl içinde söz konusu olacak. İkinci paket nükleer santral için bir çalışma başlattık. İhale modeli ve diğer detaylar henüz şekillenmedi. Şekillendiği zaman sizlerle paylaşacağız.'' Bakan Güler, ikinci nükleer santralin büyüklüğünün henüz belirlenmediğini, fakat Mersin Akkuyu'dan daha küçük olmayacağını söyledi.

 

  • Asgari ücret 533,26 YTL... Asgari ücret, 1 Temmuzdan itibaren yüzde 5 artışla 16 yaşından büyükler için geçim indirimi dahil net 503,26 YTL'ye yükselecek.Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararı doğrultusunda, yıl sonuna kadar geçerli olacak asgari ücrette 1 Temmuzdan itibaren düzenlenmeye gidilecek. Halen 16 yaşından büyük bekar bir işçi için asgari geçim indirimi dahil brüt 608,40, net 481,55 YTL olan asgari ücret, brüt 638,70, net 503,26 YTL'ye yükselecek. Asgari ücrette yapılan net artış 21,71 YTL olacak. 16 yaşından küçükler için brüt 515,40, net 414,92 YTL olan asgari ücret, 1 Temmuzdan itibaren brüt 540,60, net 432,97 YTL'ye yükselecek. Böylelikle 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretleri brüt 21,29, 16 yaşını doldurmamış işçilerin de 18,02 YTL olacak. Kapıcılar için brüt 608,40, net 517,14 YTL olarak uygulanan asgari ücret ise brüt 638,70, net 542,90 YTL'ye ulaşacak.

 

  • Unakıtan vergi affı yok...Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, yeni bir vergi affının kesinlikle sözkonusu olmadığını bildirdi. Unakıtan, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde basında yer alan bazı yorum ve haberlerde, vergi borçlarını ödemeyenlere kolaylık getirileceğinin belirtildiğini, bunun da vergi affı beklentisi doğurduğunu vurguladı. Bu yönde bir çalışmaları bulunmadığını kaydeden Unakıtan, kamu alacaklarının zamanında ödenmesinin zorunluluk olduğuna işaret etti ve borçlarını ödemeyenlerden bu alacakların cebri icra yolu ile tahsil edileceğini hatırlattı.

 

  • Fiyat farkı kararnamesi müteahhitleri memnun etmedi ...Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, bazı yatırımlarda uygulanacak fiyat farkı esaslarının belirlenmesine ilişkin kararnamenin dar kapsamlı olduğunu ve müteahhitleri memnun etmediğini belirtti. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son aylarda demir ve akaryakıt fiyatlarındaki yükselmeler nedeniyle inşaat girdilerinde meydana gelen artışın telafisine yönelik fiyat farkı kararnamesini dört gözle bekleyen müteahhitlerin büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Kararnamenin, belli sektörlerde iş yapan müteahhitleri kapsadığına değinen Eren, bu nedenle uzun zamandır iş yapamayan müteahhitlerin kararnameden memnun olmadığını ifade etti.

 

  •  Alış veriş merkezleri, sigara yasağından dertli... Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün başkanlığında yapılan ve Ankara'daki 29 alış veriş merkezinin  yöneticilerinin katıldığı toplantıda, sigara yasağının, bu kuruluşlarda yüzde 25 ciro düşüşüne neden olduğu sonucuna varıldı. ATO Başkanı Aygün, üzerinde mutabakat sağlanan diğer konuları açıklarken de "AVM'lerde yasak olan sigaranın dışarıda bulunan restoranlarda yasak olmayışı eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi bu işyerleri arasında haksız rekabete de yol açmıştır. Sigara yasağı nedeniyle müşterilerin alışveriş merkezlerinde harcadıkları zaman azalmıştır. AVM'lerde bulunan mağazalarda çalışan personelin iş gücü kaybı da sigara yasağı nedeniyle artmıştır. Sigara içenler için AVM'lerde teknik önlemleri alınmış sağlıklı ortamların ayrılmasının haksız rekabeti bir derece hafifleteceğini düşünüyoruz. Buna ek olarak 2009 yılı Temmuz ayına kadar restoran ve barlarda serbest olan sigaranın AVM'ler içerisinde bulunan benzer mekanlar için de geçerli olmasını diliyoruz. Bu tarihten itibaren bütün alanlarda sigaranın yasaklanmasını destekliyoruz" dedi.

 

 

Yazdır
Yazdır
Active Calendar Class Month View Example
<<Temmuz 2008>>
PtSÇPerCCtP
010203040506
07080910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Haber arşivimize takvimden ulaşabilirsiniz.
EMNİYETE TAZE KAN (Trabzon)
SU´DA SORUN YOK (Erzurum)
KÖYLÜLER KAÇIYOR (Diyarbakır)
YAŞAYAN ATATÜRK ANITI AÇILDI (Denizli)
ÜRETİMİN ÖNÜNE BU KEZ PAHALILIK ÇIKTI! (Bursa)
OTOMOBİLİ 10. KEZ SALDIRIYA UĞRADI (Batman)
“BÜYÜKŞEHİR VE GEBZE´Yİ ALIRIZ” (Kocaeli)
ERGENEKON SORUŞTURMASINDA KAYSERİLİ AVUKAT (Kayseri)
ECZACILAR PROTOKOLDEN MEMNUN DEĞİL (Osmaniye)
KRAVATLI KADINLAR GELİYOR (İzmir)