İNGİLİZ GAZETELERİ HAFTA BOYUNCA GENELDE TÜRKİYE´DEKİ SİYASİ GELİŞMELERE GENİŞ YER AYIRMIŞTI.
Dünkü gelişmelerse bugün sadece Guardian´ın sayfalarında yer bulmuş. Haberin başlığı, "Türkiye´de iktidar partisi darbe tehditleri arasında yaşam mücadelesi veriyor". Guardian, AKP´nin kapatılması istemiyle açılan davada dün parti adına yapılan sözlü savunmaya değinmiş. Gazete Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek´in, AKP´nin şeriat düzeni kurmak istediği yönündeki suçlamaları reddettiğini ön plana çıkarmış. Guardian, Ergenekon adı verilen soruşturmayla ilgili olarak da savcıların terör suçları içeren 2 bin 500 sayfalık iddianameyi açıklamaya hazır olduklarını belirtiyor. Gazete Ergenekon´u, karanlık bir siyasi komplo peşindeki militan laik bir grup olarak yansıtıyor. AKP´nin Ergenekon´u güç kullanarak kendisini iktidardan uzaklaştırmakla suçladığını da aktarıyor Guardian...
"TÜRKİYE´YE YENİ BİR ELBİSE GEREK"
Londra Üniversitesi´nde öğretim görevlisi Gül Berna Özcan, Financial Times gazetesine bir mektup göndermiş. Gül Berna Özcan´a göre Türkiye´deki son siyasi çekişmeler şimdiye dek ülke için sağlıklı oldu. Ayrıca bu çekişmelerin illa ki son on yılda gözlenen çok sayıda fevkalade ekonomik ve sosyal gelişmeyi tehlikeye attığından da söz edilemez. "Süreç barışçıl ve demokratik olduğu sürece, geri kalmış siyasi sistemden kaynaklanan çıkmazın aşılma şansı var" diyor Gül Berna Özcan. Bu sistemin oluşmasına neden olaraksa, parti liderlerinin vesayetini ve can çekişmekte olan kurumları gösteriyor. Yazıda şu satırlar da var: "Türkiye bir çelişkiler ülkesidir. Ordu en çok saygı duyulan kurum olsa da, son dönemin en başarılı ve popüler hükümetleri, 1980´lerin ANAP´ı ve 2002´den bu yana iktidarda olan AKP´dir. AKP´nin en büyük stratejik hatası, siyasi ve yasal dönüşüme yönelik daha geniş hedefler yerine laikliğe en sadık kesimlerle çatışma yaratması kesin belli çevrelerin çıkarlarına öncelik vermesiydi. Parti bu süreçte kendisini seçen geniş tabanlı ittifakın desteğini yitirdi. Türkiye, 80 yıldan uzun süredir, sıkı bir okul üniformasına benzeyen bir demokrasi elbisesi giyiyor. Ülke şimdiyse, büyüyen ergenlik çağındaki bir gencin giyeceği türden yeni bir elbiseye ihtiyaç duyuyor."
´ABD İRAN´A UZLAŞMA ÖNERDİ´
Daily Telegraph´ın ilk sayfasındaki haberlerden birinin başlığı, "ABD, İran´ın uranyumu konusunda anlaşma öneriyor". Gazeteye göre ABD, İran´ın nükleer programına yönelik tavrını yumuşattı. Haberde Washington´un, Tahran´ın mevcut uranyum zenginleştirme düzeyini muhafaza etmesi halinde, yeni yaptırımları ertelemeyi önerdiği belirtiliyor. Oysa ABD daha önce İran´ın uranyum zenginleştirmeyi askıya almasında ısrarcıydı. Daily Telegraph Kuzey Kore´nin Yongbyon´daki plütonyum tesisini imha ettiğini ancak nükleer olarak tam anlamıyla silahsızlanmadığını vurguluyor. Gazete İran´la da, aynı sürecin yaşanabileceği yolunda sinyaller olduğu kanısında. Konuyu başyazısına da taşıyan Daily Telegraph, bu yazıda ise İran´ın hâlâ İsrail´in varlığı için tehdit oluşturduğunu vurgulamış.
Guardian´a göreyse İran liderleri, ülkelerinin nükleer programı konusunda karışık sinyaller gönderiyor. Gazete, İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki´nin, önerilen son teşvik paketini "çok kısa süre içinde" yanıtlama ve görüşmeleri "yeni bir atmosferde sürdürme" sözü verdiğini aktarıyor. İran´ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney´in sözcüsünün ise önceki iyimser havayı dağıtan sözler sarf ettiği vurgulanıyor. Bahsedilen sözcü, Ayetullah Ali Hamaney´in üst düzey danışmanlarından eski dışişleri bakanı Ali Ekber Velayeti. Velayeti, önce bir gazeteye verdiği mülakatta teşvik paketinin prensipte kabul edilebilir olduğunu söylemişti. Eski dışişleri bakanı daha sonra ise sadece müzakere yapmanın kendileri için kabul edilebilir bir şey olduğunu kastettiğini belirtti.
Financial Times´a göre bu sözler İran´ın nükleer faaliyetleri konusunda, yeniden sert bir çizgiye döndüğü anlamına geliyor.
ALVARO URİBE´YE ÖVGÜLER VE ÇAĞRILAR
İngiliz fikir gazetelerinin hemen hemen hepsi baş yazılarında, Kolombiya´da altı yıl rehin tutulan eski cumhurbaşkanı adayı Ingrid Betancourt´un operasyonla kurtarılmasına değinmiş.
Times, Marksist direnişçiler olarak tanımladığı FARC yani Devrimci Silahlı Güçler Örgütü´ne büyük darbe indirildiği kanısında. Gazeteye göre Kolombiya Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe, dünya nezdinde minneti hak ediyor.
Benzer görüşleri dile getiren Financial Times´a göre ise Kolombiya ordusunun, İsrailli komandoların 32 yıl önce Entebbe´deki baskınından sonra en başarılı operasyonu gerçekleştirdiği söylenebilir. Financial Times, Alvaro Uribe´nin başarısı sonrası, bazı milletvekillerinin anayasayı değiştirip Uribe´nin üçüncü kez cumhurbaşkanı seçilmesine çalışabileceklerini söylüyor. Ancak gazete bu noktada Uribe´nin onları başka bir lider seçmeye ikna etmeleri gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: "Bu, Kolombiya´da demokrasinin olgunluğunu göstermenin en iyi yolu olacaktır."
Guardian da yetenekli ve popülist bir politikacı olarak nitelendirdiği Alvaro Uribe´nin zaten daha önce bir anayasa değişikliyle bir dönem daha görevde kaldığını hatırlatıyor. "Latin Amerika siyaseti soldan sağa, ülkelerini harekete geçiren ama görevde gereğinden uzun kalan büyük isimlerin hikayeleriyle darmadağın olmuştur" diyen Guardian, başyazısını, Alvaro Uribe´ye yönelik bir çağrıyla bitirmiş: "Sayın Uribe, başarısı sonrası ne yapması gerektiğini çok iyi düşünmelidir."
Independent da Kolombiya´daki operasyonun, FARC´ı küçük düşürdüğünü belirtiyor. Gazete, örgütün Kolombiya hükümeti karşısında kazanma şansı olmayan bir mücadele yürüttüğü kanısında. Independent´a göre FARC uyuşturucu ve fidye gelirleriyle bir süre daha varlığını sürdürebilir, Kolombiya´nın bazı bölgelerinde kontrolü elinde bulundurabilir. O nedenle de Kolombiya´da Independent´ın deyimiyle, "Bu savaşın sonu hâlâ ufukta gözükmüyor".
´FACEBOOK´LA KALICI DOSTLUKLAR BİTİYOR´
Daily Telegraph´ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığı, "Uzmanlar Facebook´un, kalıcı arkadaşlıkların sonu anlamına geldiğini söylüyor". Daily Telegraph´a konuşan psikiyatr Doktor Himanşu Tyagi, Facebook ve MySpace gibi sosyal paylaşım sitelerinin yarattığı tehlikelere değiniyor. Himanşu Tyagi, bu sitelerin, dostlukların ve ilişkilerin kolaylıkla ve hızla kurulup bozulabildiği fikrini güçlendirdiğini vurguluyor. Tyagi, "İnternetle büyüyen yeni nesil, dostluklara ve ilişkilere tamamen farklı bir anlam yüklüyor" diyor. Psikiyatrın dikkat çektiği bir diğer nokta da, Facebook ve MySpace gibi sitelerin, düşüncesizce davranma riskini de beraberinde getirmesi. Bunun nedeni ise sosyal paylaşım sitelerinin hızlı dünyasına alışan gençlerin daha sonra gerçek dünyayı sıkıcı bulabilmesi ve bunun intihara dahi yol açan sonuçlara neden olması.
Los Angeles Times, Amerika´nın, İran´a karşı düzenlenecek bir İsrail saldırısına karşı çıkması gerektiğini savunuyor. Gazete, İran´a karşı düzenlenecek bir İsrail veya Amerikan saldırısının sonuçlarının vahim olacağı uyarısında bulunuyor: "Böyle bir saldırı zaten yüksek olan petrol fiyatlarını daha da artıracak ve İran´ı daha da zenginleştirecektir. Ayrıca İran´la İsrail arasındaki bir savaşın sonuçlarını tahmin etmek çok zor. Üstelik İran´ın Amerika´ya karşı muhtemelen terörist örgütler aracılığıyla ne tür bir misilleme yapacağını kestirmek ise imkansız. Amerika´nın şu anda ihtiyaç duyduğu son şey istikrarsızlıktır. Diplomatik yöntemlerle bir çözüm sağlanması ihtimali düşük gibi görünse de, henüz bu yola başvurulmadığı için bundan emin olamayız. Kuzey Kore´yle ikili görüşmeleri kabul eden Bush yönetimi, İran´la görüşmelere niye karşı çıkıyor?"
Boston Globe, Pakistan´da İslamcıların giderek güç kazandığını belirtiyor. Pakistanlı İslamcılar´ın Taliban ve El Kaide ile bağlantılı olduğunu hatırlatan gazete, bu durumun sadece Pakistan´ın değil Amerika´yı ve Afganistan´ı da tehdit ettiğini vurguluyor: "Pakistan serbest ve adil bir seçimle işbaşına gelmiş laik bir hükümete sahip olsa da, İslamcı milislerin atan gücüyle başa çıkamıyor, hatta buna karşı bir direniş bile gösteremiyor. Yaşanan gelişmeler Bush yönetiminin terörle savaşı kaybetmekte olduğunu gösteriyor. Bush´un terör tehdidini adeta bir üçüncü dünya savaşı boyutunda ele alması, İslamcı ideologların Amerika´nın İslamiyet´e karşı bir savaş başlattığı propagandası yapmasına yol açtı. Şiddeti savunan İslamcılara karşı bu ideolojik mücadeleyi kazanabilmek için yeni başkanın bu tehlikeli propagandaya karşı durması gerekir. Bu nedenle Pakistan´da düzenlenecek bir askeri operasyonun, Amerika´nın yeni bir Müslüman ülkeyi işgal ettiği biçiminde algılanmasına izin verilmemesi gerekir."
USA Today, kullandığı petrolün yüzde 60´ını ithal eden Amerika´nın enerji sorununu çözmek için hala kapsamlı bir strateji geliştirmediğini öne sürüyor. Gazete, Demokrat başkan adayı Barack Obama ile Cumhuriyetçi rakibi John McCain´in ürettikleri çözüm önerilerini de yetersiz buluyor: "Her iki aday da son derece değerli öneriler gündeme getiriyor ancak her ikisi de faydalı olabilecek birçok öneriye karşı çıkıyor. Amerika´nın ithal petrole bağımlılıktan kurtulması için daha kapsamlı bir yaklaşım gerekiyor. McCain´in ve Obama´nın önerilerini alt alta toplarsanız ortaya inandırıcılığı olan bir enerji politikası çıkabilir. Bush´un ve önceki başkanların enerji konusundaki yanlışlarını düzeltmek hiç kolay olmayacak. Ancak yeni başkanın bu konuda hiçbir şey yapmadan oturma şansı da olmayacak. Seçimi kim kazanırsa kazansın, rakibinin düşüncelerinden yararlanması ülke açısından da faydalı olacaktır."
New York Times, Irak ve Afganistan savaşlarına ilişkin yolsuzluk iddialarının giderek arttığına dikkat çekiyor. Gazete, Kongre´nin gerekli yasal düzenlemeyi yapmaması durumunda savaş fırsatçılarının yargı önüne çıkarılmasının da mümkün olmayacağını yazıyor: "Müfettişler, savaş yolsuzluklarının milyarlarca doları bulduğunu söylüyor. Bu yolsuzluklar arasında hatalı mühimmat ve araçlar ile kurşun geçirmezliği denenmemiş çelik yelekler gönderilmesi gibi vakalar da var. Müfettişler, süren çatışmalar nedeniyle çalışmalarını tam olarak bitiremediklerini ve yolsuzlukların açığa çıkarılmasının zaman alacağını söylüyor. Yapılması gereken şey, bu konuda hazırlanan yasa tasarısının bir an önce Kongre´den geçmesini sağlamaktır. Tasarı, yolsuzluk yapanların savaştan sonraki beş yıl boyunca yargılanabilmesine olanak sağlıyor. Senato Adalet Komisyonu´ndan geçen tasarı en kısa sürede Kongre tarafından da onaylanmalıdır."
(BBC Türkçe - Amerika´nın Sesi)
(ansesNet) 04/07/2008